Bir nahiv (dilbilgisi) alimi gemiye binmişti.Sefer esnasında ilmine mağrur bir şekilde gemici ile sohbete koyuldu.Gemiciye zaman zaman muhtelif sualler sordu ve muhatabından ”bilmem” cevabını alınca da ona karşı ilmiyle iftahar etmek üzere:
–”yazık! cehaletin sebebiyle ömrünün yarısını heba ve ziyan etmişsin.”
Temiz kalpli gemicinin,bu küçük düşürücü davranışa gönlü kırıldı ise de,olgunluk gösterip nahıvciye cevap vermedi,sustu.Derken şiddetlibir fırtına çıktı ve gemi müthiş bir girdabın içine sürüklendi.Herkesi büyük bir telaşım kapladığı o hengamede gemici,nahivciye döndü ve :
–”Ey üstat,yüzme bilir misin?” diye sordu.
Nahivci,solmuş sararmış bir vaziyette titrek bir sesle kekeleyerek:
–”Hayır bilmem!..” dedi.
Bunun üzerine gemici,mahzun bir eda ile şu mukabelede bulundu:
–”Nahiv bilmediğim için benim yarı ömrüm mahvolmuşt,öyleyse şimdi senin bütün ömrün mahvoldu.Zira gemimizin bu girdaptan kurtulma imkanı yoktur.Ey nahivci! Bu deryada nahivden ziyade yüzme ilminin daha faydalı ve zaruri olduğunu bilmiyor muydun?..”
Kıssadan anlaşılacağı üzere ; Bu fani vucud gemisi ölüm girdabında çırpınırken,yani ecel yaklaşınca; asıl ihtiyaca cevap vermeyen,yaşanmayan,irfana dönüşmeyen,ruhsuz,kuru ve sırf nefsin rahatına hitap eden bilgiler fayda vermeyecektir.
Peygamberimiz ; ”Yarabbi senden ilm-i nafi istiyorum!Faydası olmayan ilimden sana sığınıyorum.” diyerek duada bulunmuştur…
Hayatını sırf meslek edinme ve para için heba eden insanlarımızın kulaklarına küpe olur inşallah bu kıssa.