Beslemeler:
Yazılar
Yorumlar

Çocuk Gibisin…

Bazen insanlari hafife almak için “Çocuk gibisin,Çocuk gibi davraniyorsun” denir ya.Bu hikayeden sonra çocuk gözüyle bakmanin basit olmadigini anliyor insan. …….Babasi Ispanya’nin en agir siyasi cezalarinin verildigi bir hapishanede mahkumduküçük kizin.Firsat buldugu her haftasonu babasini ziyaret için annesiyle birlikte  hapisaneye giderdi.

Yine bir ziyarete giderken babasi için çizdigi resmi yaninda götürdü  ancak hapisaneye özgürlügü çagristiran her türlü seyin mahkumlara verilmesi yasakti.Bu sebeple kagida çizdigi kus resmini kabul etmemisler ve oracikta yirtmislardi…Çok üzülmüstü küçük kiz…Babasina söyledi bunu,o da “üzülme kizim,yine çizersin;bu sefer çizdiklerine dikkat edersin olur mu?” dedi.

Küçük kiz diger ziyaretinde babasinayeni bir resim çizip götürdü.Bu sefer kus yerine bir agaç ve üzerine siyah minik benekler çizmisti.Babasi keyifle resme bakti ve sordu: “Hmmm! Güzel agaç! Üzerindeki benekler ne? Portakal mi?

Küçük kiz babasina egilerek,sessizce: “Hssssst! O benekler agacin içinde saklanan kuslarin gözleri!”

Kadın ve erkek eşit midir????

Kadın ile erkeklerin birlikte zikredildiği ayetlere bakıldığında, Kur’ân’ın kadın ile erkeği, birbirlerini tamamlayan iki insan olarak zikrettiği anlaşılır. (Ahzâb Suresi. Âyet: 35)

“Kadın mı üstün erkek mi?” tartışmaları bir tür sapıklıktır. Kadın-erkek eşitliği de olmaz. Çünkü kadının da erkeğin de yapacağı ve yapamayacağı işler vardır. Böylece Kur’ân’ın beyan ettiği gerçek ortaya çıkıyor: Kadın ile erkek birbirlerini tamamlar. Yapılan bir araştırmada bu iki cinsin birbirlerini nasıl tamamladığı şu hususiyetlerinden anlaşılıyor: Okumaya Devam »

Dışını boşverin içine bakın ;)

Mutluluğu hep hor kullanıyormuş…
Hep şikâyetçi hep bıkkınmış…
Birgün melekler mutluluğu saklamaya karar vermişler.
” Saklayalım, zor bulsunlar. Zor buldukları için belki kıymetini bilirler ” diyerek
başlamışlar tartışmaya.
Sorun büyükmüş. Mutluluğu saklamak kolay değilmiş çünkü.
Kimisi ” Everest’in tepesine saklayalım ” demiş, kimisi ” Atlas Okyanusu’nun dibine” demiş. Tac Mahal’in kubbesi, Mekke sokakları, İtalyan sofrası, bir hastanenin yeni doğan odası, dondurma külahı, şarap şişesi, sigara paketi, lale bahçesi…
Pek çok yer düşünmüşler ama hiçbiri yeterince zor gelmemiş..
Derken meleklerden biri ” İçlerine saklayalım ” demiş.
” Kimsenin aklına gelmez içine bakmak”
İşte o gün bugündür mutluluk insanın kendi içinde saklıymış…
Hiçbir mutluluk kolay gelmiyor. Kolay kolay gülmüyor insanın yüzü…
Emekte ve insanın içinde saklı mutluluk.Ne başkasının ekmeğinde ,
ne başkasının evinde, ne de başka bir şeyde…
Bu yüzden gözünüz hep içeride olsun Siz dışını boşverin ,içine bakın..

Mesnevi’den…

Bir nahiv (dilbilgisi) alimi gemiye binmişti.Sefer esnasında ilmine mağrur bir şekilde gemici ile sohbete koyuldu.Gemiciye zaman zaman muhtelif sualler sordu ve muhatabından ”bilmem” cevabını alınca da ona karşı ilmiyle iftahar etmek üzere:
 
  –”yazık! cehaletin sebebiyle ömrünün yarısını heba ve ziyan etmişsin.” Okumaya Devam »

eyvahh mahvoldum….!!

Genç mühendis, işe yeni başladığı şirketteki bir toplantıya katıldığında, masa üzerindeki gazeteye göz atıp âniden yerinden fırladı ve ‘eyvah mahvoldum’ gibilerden bir şeyler söyleyip koşar adımlarla odasına girdikten sonra, kapısını da arkadan kilitledi. Bir anda buz gibi bir hava esti içeride. Okumaya Devam »

Ayakkabıcı, yeni getirdiği malları vitrine yerleştirirken, sokaktaki bir çocuk onu izlemekteydi. Okullar kapanmak üzere olduğundan, spor ayakkabılara rağbet fazlaydı. Gerçi mallar lüks sayılmazdı ama, küçük bir dükkan için yeterliydi. Onların en güzelini ön tarafa koyunca, çocuk vitrine doğru biraz daha yaklaştı. Okumaya Devam »

Kalbinizde çentikler var mı?…

Genç bir adam kendi kalbinin yörenin en güzel kalbi olduğunu ilan etmişti. Onu görenlerde bunu onaylamıştı.
Birden kalabalığı tam ortadan yaran yaşlı bir adam genç adama doğru yürüdü ve :”
Ne için senin kalbin benim ki kadar güzel değil “dedi.
İşte tam o anda kalabalık ve genç adam yaşlı adamın kalbine doğru baktılar.
Çok hızlı çarpıyordu fakat içinde çok fazla yara ve zaten çok az kalan boşluklarda çentikler vardı,
onlarında üzeri keskin çentiklerle dolu idi. Okumaya Devam »

Tehlikenin Farkında mısınız?

Tehlikenin farkındamısınız?”

Bu slogana bugünlerde kulağınız aşina olmalı, tv izliyor veya Cumhuriyet Gazetesiyle bir vesileyle haşır neşir oluyorsanız… Simsiyah fon üzerine tehlike çanlarını andıran bir sesle gelen bir yazı… Yazı stilleri her seferinde farklı, kimisinde normal kullanılmış harfler ama bir stil varki tehlikenin nerden geldiğini işaret ediyor resmen. Yeşil harflerle sağdan sola yazılmış arapçavari bir yazı… Cumhuriyet bu yazıyla irtica, mürteci, şeriat, muhafazakâr, dinci vs. demeden tehlikeyi birkaç kelimeye indirgemek yerine hafsalanızın aldığı/alacağı kadar geniş bir alan bırakıyor size… hayal gücünüz ne denli kuvvetli ise o kadar büyük bir tehlike. Cumhuriyet elden gidiyor pandomimi yapılıyor.

Bu reklam mı yoksa bir uyarımı olduğu belirsiz, ama niyeti gayet aşikar olan eylem kime ve neye karşı yapılıyor? Okumaya Devam »

Kimler cennete gidebilir?
Başlıktaki soruya ek yapalım. Engizisyonun yargıladığı Galileo Galilei cennete gider mi? Kepler, Kopernik, Hegel, Arşimet, Pastör, Madam ve Mösyö Curie çifti cennete gider mi? Ya da Da Vinci, Einstein, Edward Jenner, Marconi, Alexander Graham Bell.

Adı geçenlerin hiç biri Müslüman değil. Bu isimler ve daha niceleri buluşlarıyla dünyanın dönüşünü değiştirmiş, ama bazı sığ kafalılar onlardan acıyarak söz ediyor. Cennete gidip gitmeyeceğini tartışıyor.

Yani çocuklarımızın hayatını kurtaran ilaçları bulanlar, insanlığa büyük hizmet edenler, yaşamı kolaylaştıranlar cennete gidebilir mi gidemez mi?

Gelin bu olayın farklı bir yönüne, değişik sorular sorarak yaklaşalım. Daha gerçekçi soruları soralım. Hayata dair sorular. Okumaya Devam »

Kadın üzerinden İslam’ı vurmaya kalkışmak 
09/03/2007 
 
8 Mart Kadınlar Günü, kadına verilmiş bir rüşvettir. Mütecavizin, tecavüz mağduresine taktığı takı (!) hükmündedir. Vahşi kapitalizm kadını önce sömürmüş ve metalaştırmış, sonra da sus payı vermiştir. Delil isteyen, 8 Mart 1857de New York’ta ne olmuş ona baksın.

Kadına gün ihdas ederek “cinsiyetçilik” yapan mantık, kadını peşinen ” Dünyanın Kandıralısı” ilan etmiştir. Anlayacağınız, “Bölük dur! Kandıralı, sen de dur!” hesabı. Kadına karşı en büyük ayrımcılık, kadını insan türü içinden çekip çıkararak ayrı bir kategori gibi sunan modern yaklaşımdır. Bu zevkperestliğe ve değersizleşmeye dayalı modernizmin, kadını “şehvet nesnesi ” haline getirme sürecinin bir parçasıdır.

Tesettürlü Müslüman kadına “kamusal alan” işkencesi yapan akıl, kadını “kamu malına” dönüştürmeye çalışan aklın ta kendisidir. Okumaya Devam »

Eski Gönderiler »

Follow

Get every new post delivered to your Inbox.